Plus Bilet
Ek olarak iki öğle yemeği dahildir.
Volkanik vadiler, yeraltı şehirleri ve balon manzarası iki günde sizin olsun.
Merkezi Anadolu'nun kalbinde, milyonlarca yıllık bir doğa şaheseri sizi bekliyor.
Peri bacaları, yeraltı şehirleri, kaya kiliseleri ve şafakta gökyüzünü dolduran balonlarla dolu bu yolculukta rehberiniz her adımda yanınızda.
Ek olarak iki öğle yemeği dahildir.
Tur programı sırasında aşağıdaki opsiyonel hizmetlerden dilediğinizi tercih edebilirsiniz. Ücretler kişi başı olup tur günü rehberinize ödenir.
| Ekstra Hizmet | Fiyat (Kişi Başı) |
|---|---|
| Kızıl Vadi'de Gün Batımı İzleme | 15 € |
| Türk Gecesi Gösterisi | 50 € |
| Öğle Yemeği | 15 € |
| Balon Panorama (Gözlem Güvertesinden İzleme) | 30 € |
| Tek Kişilik Oda Farkı | 25 € |
Sıcak hava balonu uçuş fiyatları sezon yoğunluğuna bağlı olarak değişkenlik gösterdiğinden sabit bir fiyat belirtilememektedir. Güncel balon fiyatını tur rehberiniz ilk gün size bildirecektir.
Plus bilet seçeneğinde yukarıdakilere ek olarak öğle yemekleri de dahildir.
Türkiye'nin en sıra dışı coğrafyalarından biri olan Kapadokya, her yıl dünyanın dört bir yanından milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan, doğa ve tarihin iç içe geçtiği eşsiz bir bölgedir. Nevşehir, Aksaray, Kayseri ve Niğde illerinin kesişiminde, Merkezi Anadolu platosunun tam ortasında yer alan bu topraklar; volkanik oluşumları, kaya oyma yerleşimleri ve binlerce yıllık medeniyetleriyle adeta açık hava müzesi niteliğindedir.
Belekten Kapadokya turu, Akdeniz kıyısındaki tatilinize iki günlük bir tarih ve doğa molası eklemenin en pratik yollarından biridir. Konforlu otobüs transferi, profesyonel rehber ve düzenli molalarla yolculuk yorucu değil keyifli bir deneyime dönüşür. Aşağıda, bu iki gün boyunca sizi nelerin beklediğini ayrıntılı biçimde bulacaksınız.
Kapadokya'nın bugün gördüğümüz çarpıcı silüeti, yaklaşık altmış milyon yıl öncesine dayanan jeolojik süreçlerin eseridir. Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ gibi devasa volkanlar, ardı ardına patlamalarla geniş bir alana lav, kül ve tüf tabakası yaydı. Bu yumuşak volkanik katmanlar üzerinde milyonlarca yıl boyunca rüzgar, yağmur ve nehir erozyonu çalıştı. Sonuç, dünyanın başka hiçbir yerinde bu ölçekte rastlanmayan peri bacaları, mantar kayalar ve doğal sütunlar oldu. Altta yumuşak tüf, üstte sert bazalt şapkalar; bu ikili yapı erozyona karşı direnci belirler ve her peri bacasına kendine özgü bir biçim kazandırır. Devrent Vadisi'nde deve, fok balığı ve kuş figürüne benzeyen kaya formasyonları, doğanın sanatını somut biçimde gözler önüne serer.
Kapadokya'nın kolayca oyulabilen kayaları ve verimli toprakları, tarih boyunca pek çok medeniyeti buraya çekmiştir. Bölgeye adını veren Kapadokya Krallığı, milattan önce üçüncü yüzyılda kurulmuş olsa da bu topraklardaki insan izleri çok daha eskiye uzanır. Hititler bölgenin ilk bilinen sakinleri arasındadır; ardından Frigler, Persler, Romalılar ve Bizanslılar bu coğrafyada hüküm sürmüştür. Özellikle erken Hristiyanlık döneminde, Roma baskısından kaçan topluluklar kayalara kiliseler, manastırlar ve çok katlı yeraltı şehirleri oyarak Kapadokya'yı adeta gizli bir dünyaya dönüştürdüler. Bu nedenle bölge sıklıkla Hristiyanlığın beşiklerinden biri olarak anılır. Selçuklular döneminde İpek Yolu üzerindeki kervansaraylar inşa edildi, Osmanlı döneminde ise bölge tarımsal üretimle sessiz bir Anadolu kasabası hüviyetine büründü. Günümüzde UNESCO Dünya Mirası listesindeki yeri, bu zengin tarih katmanlarının uluslararası düzeyde tanınmasının en somut göstergesidir.
Belek Kapadokya mesafesi yaklaşık 500 ila 550 kilometre arasında değişir ve güzergaha bağlı olarak otobüsle yedi ila sekiz saat sürer. Yol boyunca Toros Dağları'nın kıvrımlı geçitleri, Konya Ovası'nın uçsuz bucaksız düzlükleri ve Kapadokya'ya yaklaştıkça beliren volkanik tepeler, pencere manzarasını sürekli değiştirir. Yakın bölgelerden hareket edenler için mesafeler de benzerdir: Boğazkent'ten yaklaşık 510 kilometre, Kadriye'den 520 kilometre, Serik'ten ise 500 kilometre civarındadır. Belekten 2 günlük Kapadokya gezisi kapsamında klimali otobüs, düzenli dinlenme durakları ve rehberin yol boyunca aktardığı bilgiler sayesinde uzun sürüş zahmetsiz geçer.
Organize tur dışında Kapadokya'ya ulaşmak isteyenler birkaç seçeneğe sahiptir. Antalya Havalimanı'ndan Nevşehir Kapadokya veya Kayseri Erkilet havalimanlarına yaklaşık bir saatlik uçuşla gitmek mümkündür; havalimanından Göreme merkezine ise otuz ila altmış dakikalık bir kara yolculuğu kalır. Şehirler arası otobüslerle Antalya'dan yedi ila dokuz saatte ulaşılabilir. Ancak dil bariyeri, rota planlaması ve konaklama organizasyonu gibi konuları göz önünde bulundurunca, rehberli grup turları hem konfor hem maliyet açısından en dengeli seçenek olmaya devam eder.
Göreme kasabasına yalnızca iki kilometre uzaklıktaki bu alan, Kapadokya'nın en prestijli kültürel durağıdır ve UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alır. Dokuzuncu ile on ikinci yüzyıllar arasında kaya içine oyulmuş on civarında manastır, şapel ve kiliseden oluşan kompleks, erken Hristiyan yaşamını gözler önüne serer. Karanlık Kilise, Elmalı Kilise, Yılanlı Kilise ve Azize Barbara Kilisesi en dikkat çekici yapılar arasındadır. Duvarlarındaki Bizans freskleri, İncil'den sahneleri yüzlerce yıl öncesinin canlı renkleriyle taşır. Kapadokyalı Büyük Basileios, Nyssalı Gregorios ve İlahiyatçı Gregorios gibi azizler dördüncü yüzyılda burada manastır yaşamını teşvik etmiş ve bölgenin ruhani kimliğini şekillendirmiştir.
Bugüne kadar bölgede iki yüzü aşkın yeraltı yerleşimi tespit edilmiş, bunların yalnızca otuz kadarı araştırılabilmiştir. Saratlı, Derinkuyu ve Kaymaklı en tanınmış olanlarıdır. Bu şehirler, yumuşak tüf kayası içine oyularak birden fazla kat halinde derinlere iner; Saratlı'da yedi katın üçü ziyarete açıktır. Havalandırma bacaları, su kuyuları, depolama alanları, ahırlar, şarap mahzenleri ve ibadethaneler titizlikle planlanmıştır. Sakinler savaş ve istila dönemlerinde ağır taş kapıları kapatarak haftalarca yeraltında yaşayabilmiştir. Bu yapıların ilk olarak Hititler tarafından mı yoksa erken Hristiyanlar tarafından mı inşa edildiği hâlâ tartışmalıdır; kesin olan tek şey savunma amaçlı tasarlandıklarıdır.
Kapadokya'yı benzersiz kılan unsurların başında, her biri farklı bir doğa tablosuna sahip vadileri gelir. Bunların bir kısmını turda doğrudan ziyaret ederken bir kısmını panoramik duraklardan izleme şansı bulursunuz.
Kapadokya'nın en ikonik fotoğraf noktalarından biri olan Aşk Vadisi, adını alışılmadık fallik formasyonlarından alır. Vadinin girişindeki seyir terası, özellikle çiftler arasında popülerdir ve sosyal medyada en çok paylaşılan Kapadokya karelerinin büyük bölümü buradan gelir.
Göreme ile Uçhisar arasında uzanan yaklaşık dört kilometrelik bu vadinin kayalıklarına yüzlerce güvercin evi oyulmuştur. Yerel çiftçiler yüzyıllar boyunca güvercin gübresini üzüm bağları için doğal gübre olarak kullanmış, bu gelenek vadinin adını ve kimliğini belirlemiştir. Yürüyüş patikası boyunca hem peri bacalarını hem de uzakta yükselen Uçhisar Kalesi'ni görmek mümkündür.
Zelve yakınlarındaki Paşabağ Vadisi, çok başlıklı peri bacalarıyla ünlüdür. Mantar biçimli devasa kaya sütunları on beş metreye kadar yükselebilir. Vadi adını Osmanlıca'da "Paşa'nın bağı" anlamından alır; burada yetiştirilen üzümler bölgenin en kaliteli şaraplarının hammaddesidir. Aziz Simeon'un inzivaya çekildiği, kaya içine oyulmuş küçük hücre hâlâ ziyaret edilebilir durumdadır.
Erozyonun yarattığı formasyonların deve, fok balığı, Meryem Ana gibi figürlere benzetildiği bu vadi, hayal gücünü harekete geçirir. İnsan eli değmeden oluşmuş bu doğal heykeller, Kapadokya'nın "Ay yüzeyi" benzetmesinin en somut kanıtıdır.
Göreme ile Çavuşin arasında uzanan Gül Vadisi, kayalarının gün batımında aldığı pembe ve gül tonlarıyla adlandırılmıştır. Haçlı Kilise başta olmak üzere birçok kaya kilisesi barındırır. Özellikle ikindi sonrasında değişen ışık, fotoğrafçılar için altın saati yaratır. Kızıl Vadi ise kırmızımsı kayalarıyla Gül Vadisi'nin doğal devamı gibidir; tur kapsamında gün batımı izleme seçeneği bu noktada sunulur.
Ürgüp yakınlarındaki bu nokta, yan yana yükselen üç peri bacasından oluşur. Halk arasında anne, baba ve çocuk olarak yorumlanan bu formasyonlar, Kapadokya'nın kartpostallarında ve tanıtım materyallerinde en sık kullanılan imgelerden biridir.
Uçhisar Kalesi, Kapadokya'nın en yüksek noktasıdır ve tepesinden bölgenin neredeyse tamamını kuşbakışı görebilirsiniz. Kayaya oyulmuş tüneller ve odalar, bir zamanlar hem yerleşim hem savunma amacıyla kullanılmıştır. Ortahisar Kalesi ise daha kompakt yapısıyla sessiz bir kasabanın ortasında yükselir; etrafındaki dar sokaklar ve taş evler otantik Kapadokya yaşamının izlerini taşır. Tur güzergahında her iki kalenin de panoramik seyir noktalarında fotoğraf molası verilir.
Çavuşin, kayalara oyulmuş evleriyle nispeten yakın zamana kadar yerleşim yeri olarak kullanılmış otantik bir köydür. Beşinci yüzyıla tarihlenen Vaftizci Yahya Kilisesi, bölgedeki en eski kaya kiliselerinden biri olarak öne çıkar. Duvarlarında hâlâ seçilebilen freskler, erken Hristiyan sanatının nadir örnekleri arasında yer alır.
Aksaray iline bağlı Ihlara Vadisi, Kapadokya'nın kuru ve kayalık manzarasından tamamen farklı bir atmosfer sunar. Melendiz Nehri tarafından oyulmuş on dört kilometrelik bu derin kanyon, yemyeşil bitki örtüsü ve serin havasıyla ziyaretçilere pastoral bir yürüyüş deneyimi yaşatır. Vadi duvarlarına oyulmuş yüzlerce kaya kilisesinde İncil sahnelerini betimleyen renkli freskler bulunur. Belisırma köyü, nehir kenarındaki küçük restoranlarıyla yürüyüş sonrası mola vermek için ideal bir durak noktasıdır.
Göreme'nin sekiz kilometre kuzeyindeki Avanos, Türkiye'nin en uzun nehri olan Kızılırmak'ın kıyısında kurulmuştur. Nehrin kıyı boyunca biriktirdiği kırmızı kil, Hitit döneminden bu yana çömlekçilik geleneğini besler. Kasabadaki atölyelerde ustalar hâlâ elle çark çevirerek tabak, vazo ve dekoratif ürünler üretir; ziyaretçiler isterlerse kili kendi elleriyle şekillendirmeyi deneyebilir. Avanos aynı zamanda halıcılık ve seramik sanatıyla da tanınır; nehir kenarındaki yürüyüş yolu, ördeklerin yüzdüğü sakin su manzarasıyla fotoğraf çekimine elverişlidir.
Belek ile Kapadokya arasındaki güzergah, tarihî İpek Yolu ticaret aksının bir bölümünü takip eder. Selçuklular on birinci ve on üçüncü yüzyıllar arasında bu yol üzerine kervansaraylar inşa ederek tüccar kervanlarına güvenli konaklama imkanı sağladı. Aksaray yakınlarındaki Sultanhanı, Türkiye'nin en büyük ve en iyi korunmuş kervansaraylarından biridir; anıtsal taş kapısı, avlusu ve iç mekanıyla Selçuklu mimarisinin gücünü yansıtır. Dönüş yolunda yapılan kervansaray durağı, yüzyıllar önceki ticaret yolculuklarının atmosferini hissetmenize olanak tanır.
Kapadokya denince akla ilk gelen imgelerden biri, gün doğumuyla birlikte gökyüzüne yükselen rengarenk sıcak hava balonlarıdır. Her sabah hava koşulları uygun olduğunda iki yüze yakın balon Göreme bölgesinden havalanır; uçuş yaklaşık bir saat sürer ve vadilerin, peri bacalarının, kaya yerleşimlerinin kuşbakışı görüntüsünü sunar. Uçuşlar Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü iznine tabidir ve pilotların sertifikalı olması zorunludur. Belek'ten Kapadokya balon turu yapmak isteyenler için en uygun dönem nisan ile ekim arasıdır; bu aylarda hava koşulları daha stabil olduğundan iptal oranı düşer. Balon fiyatları sezon yoğunluğuna göre değişkenlik gösterir ve tur rehberiniz size güncel fiyat bilgisi verir.
Balona binmeyenler için şafak vakti balon geçidini izlemek bile başlı başına bir deneyimdir. Yüksek bir seyir noktasından onlarca balonun aynı anda göğe yükselmesini seyretmek ve fotoğraflamak, Kapadokya'nın en unutulmaz anlarından birini oluşturur. Tur programında sabahın erken saatlerinde gözlem güvertesine transfer düzenlenir.
Kapadokya'nın taştan oyulmuş mekanlarında düzenlenen Türk Gecesi programı, Anadolu kültürünü sahneye taşıyan renkli bir akşam etkinliğidir. Farklı yörelerden halk dansları, göbek dansı performansı ve canlı müzik eşliğinde geleneksel Türk yemekleri ikram edilir. Gösterinin en etkileyici bölümlerinden biri ise Mevlevi sema ritüelidir. Dervişler kollarını göğsünde kavuşturmuş hâlde başlar, ardından sağ eli göğe sol eli yere çevirerek kendi eksenleri etrafında dönerler. Bu hareket, ilahi lütfu gökten alıp dünyaya aktarmayı simgeler. Beyaz kıyafetleri kefeni, siyah pelerin mezarı, keçe başlık ise mezar taşını temsil eder; dansın her aşaması ruhun yükselişini anlatır.
Belekten Kapadokya turu kapsamında konaklama, bölgenin ruhunu yansıtan taş yapı otellerde gerçekleşir. Volkanik tüften oyulmuş veya taş bloktan inşa edilmiş bu oteller, doğal yalıtımı sayesinde yazın serin, kışın ılık kalır. Odalar modern konforla donatılmış olsa da kemer tonozlar, niş raflar ve ham taş duvarlar sizi yüzyıllar öncesine götürür. Kapadokya'da mağara otelde uyumak, bölgeyi sadece görmek değil yaşamak anlamına gelir.
Dönüş güzergahında öğle yemeği molası verilen Konya, Türkiye'nin yüz ölçümü bakımından en büyük şehridir. Bizans döneminde İkonium adıyla bilinen kent, on üçüncü yüzyılda Selçuklu İmparatorluğu'nun başkenti olmuştur. Kentin en önemli simgesi, zümrüt yeşili çinilerle kaplı kubbesiyle Mevlana Müzesi'dir. Büyük Sufi düşünür ve şair Mevlana Celaleddin Rumi'nin türbesini barındıran bu kompleks, on dördüncü ve on beşinci yüzyılda inşa edilmiş eski derviş localarından oluşur. İçeride Mevlana'nın sandukası, el yazması eserler ve derviş yaşamına ait objeler sergilenir. Rumi'nin hoşgörü ve sevgi mesajı, yüzyıllar sonra bile dünya genelinde milyonlarca kişiye ilham vermeye devam eder.
TourBelek olarak düzenlediğimiz bu programda otel kapınızdan alınır, iki gün boyunca bölgenin tüm önemli noktalarını profesyonel rehber eşliğinde ziyaret eder ve güvenle otelinize bırakılırsınız. Ön ödeme yapmanıza gerek yoktur; tüm ödeme tura katıldığınız gün gerçekleşir. Belek çıkışlı Kapadokya turu, hem bireysel gezginler hem de aileler için zaman ve bütçe açısından verimli bir seçenektir. Çocuklara özel indirimli fiyat uygulaması, aile dostu planlama ve rehberin her noktada sunduğu tarihi anlatım, bu yolculuğu sıradan bir geziden çok daha fazlasına dönüştürür.